Bienal, Fransızca “her bir diğer yıl” anlamına gelen ve iki yılda bir düzenlenen etkinliklere verilen addır. Genellikle sanatsal veya kültürel etkinlikler için kullanılan bir isim. En eski bienal, 1895’ten beri düzenlenen Venedik Bienali’dir.
Türkiye’de 1987’den beri Uluslararası İstanbul Bienali düzenleniyor. Avustralya’da ise 1973’te başlayan Sidney Bienali, Sao Paulo ve Venedik’ten sonra üçüncü en eski bienal olma özelliğini taşıyor.
Avustralya bilindiği üzere Pasifik Okyanusu’nda, dünyanın geri kalanından oldukça uzakta olan, kendi içinde ve kendine özgü olarak gelişen bir kıta. Bugünlerde uçağa atlayıp Avustralya’ya 20 küsür saatte vardığımızdan diğer ülkelerle arasındaki uzaklığı ilk başta pek fazla hissettirmiyor. Oysaki eski zamanlarda Avustralya kıtasına gemi ile ulaşmak 3 ay sürüyordu. Bu coğrafi uzaklık ülkenin bir çok alanda dünyanın geri kalanından koparak, yerel etkinliklere daha çok ağırlık vermesine neden oldu.
Bu yüzden, Avustralya’da düzenlenen bazı etkinlikler dünyanın geri kalanı ile köprü niteliğindedir. Sidney Bienali de buna en güzel örneklerden biri. Sidney Bienali uluslararası modern sanat etkinlikleri arasında en yenilikçi ve en provakativ sanat eserlerine sahne olmakla övünüyor. 100’den fazla ülkeden olacak şekilde, neredeyse 1,800 sanatçının eserlerini ve fikirlerini çekinmeden paylaşabileceği bir platform sunuyor.

Avustralya’ya taşındığımdan beri 2018 ve 2020 yıllarında düzenlenen son iki bienali de gezme fırsatı buldum. Eserlerin çoğu Modern Sanat Müzesi, Yeni Güney Galler Sanat Müzesi ve Kakadu (Cockatoo) Adası’nda sergileniyor. Gezdiklerim arasında en çok ilgimi çeken Kakadu Adası’nda sergilenen eserler oldu. Çünkü bahsi geçen ada başlı başına mükemmel bir kentsel dönüşüm örneği, dahası bu ada UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor. Endüstriyel ve sanatsal bir alan olan Kakadu Adası, ilk olarak mahkûmların tutulduğu yerken, sonrasında gemi tersanesi olarak kullanıldı. Günümüzde ise sanatsal etkinliklere sık sık ev sahipliği yapan açık hava müzesine dönüştürüldü.

2018 yılında düzenlenen Sidney Bienal sanat etkinliğinin teması fazla duyulmamış bir kavram olan üstdüşüm (Superposition) olarak belirleniyor. Üstdüşüm iki veya daha fazla fiziki durumun aynı anda, aynı yerde üst üste veya iç içe bulunmasıdır. Bienalde bu tanımdan yola çıkarak üstdüşümün her durumda uygulanabileceğini savunuyor. Kültürlerin doğayı, değişen iklimi, toprak mülkiyetini, insanlık tarihini ve modern sanatı nasıl algıladığını ve çıkarımladığını vurguluyor. Sidney Bienali de farklı algı ve bakış açıları sayesinde, bahsi geçen fenomenlerin kendi aralarında etkileşerek dengeye ulaştığını eserler aracılıyla sanat severlere sunmayı hedefledi.
2020’de düzenlenen bienal ise Aborjinler ve diğer yerli halkların kimlik savunması için güvenli bölgeyi oluşturmayı amaçlıyordu. Böylece Aborjin ve Maori gibi bölgedeki yerli hakları savunan ve bu halkarın yaşadıklarını gözler önüne seren eserler ağırlıkta oldu. Irili ufaklı heykeller, fotoğraflar, resimler ve çeşitli malzemeler kullanılarak hazırlanan yapıların yani sıra son bienalde çok sayıda video sanatı bulunuyordu.

Diyarbakır Türkiye’den katılan Erkan Özgen’nin de 3 tane video sanatı, Sidney Modern Sanat Müzesi’nde sergilendi. Videolarında, Türkiye sınırında yaşayan Suriyeli bir çocuğu ve sığınmacı Yezidi kadınları içeren görüntüleri paylaşıyor. Özgen savaş ve şiddet içeren unsurlar yerine kişilere ve objelere odaklanmayı tercih ettiğini belirtiyor. Özgen’in eserleri, Sidney sanat severler tarafından ilgiyle karşılandı. Eserlerle ilgili yorumlar arasında, ülke gündemindeki yoğun bilgi akışı nedeniyle bu tür kesimlerin bazen bilerek göz ardı edildigi belirtildi. Erkan Özgen’nin çalışmaları, Avustralya’da yaşayanların, savaşla iç içe yaşayan toplumları görmelerini ve onları tanımalarını sağlıyor.

Sidney Bienali uluslararası alanda ben burdayım dediği gibi yerel etkinlikleri de kucaklıyor. Kapsamlı etkinlikler ve sergiler düzenleyerek, her seferinde, ezber bozmaya ve kabul edilmiş öğretilerin doğruluğunun tartışılmasına olanak sağlayan sanat eserleri ile harmanlanmış renkli ortamlar hazırlıyor.


Archibald ödülünün kazananı ise yine bir Aborjin sanatçı, Vincent Namatjiraya. Wynne ödülünün aksine, ilk kez portre alanında kazanan Aborjin bir sanatçı oluyor.



