Gizem BEKAROGLU BERBEROGLU
Avustralya’da Aborjin tarihinin 60,000 ila 80,000 yıllık bir geçmişi var. Arkeologlar, bu kültüre özgü toprak boya kullanılarak bırakılan kalıntıların en az 40.000 yıl öncesine dayandığını saptadı. Kalıntılarda kültürel mirasın kendine has üslubu içinde yazılı belgeler yerine görsel ikon ve semboller kullanıldığı; özellikle hayatta kalma tekniklerinin ve arazinin nasıl verimli kullanılacağının hikâye anlatım tekniği ile betimlendiği ve nesilden nesile aktarıldığı görülür.

Bütün ilkel toplumlarda olduğu gibi Aborjinlerin toprağa olan bağlanımı çok kuvvetlidir. Aborjin anlayışı toprağın insana ait olamayacağını, ancak insanın toprağa ait olabileceğini vurguluyor. bu sebeple sahiplenici olmak yerine kollektif, paylaşım ve harmoni içinde süregelen bir yaşam biçimine dayalı.
Aborjin sanatının en bilinen tarzı olan nokta boyamada, avcı toplayıcı kültürünün özellikleri ve kuşbakışı görünüm hakimdir. Bu noktaların, saldırganlardan ve sömürgenlerden bilgi saklamak için bir nevi şifre ya da gizli bir iletişim aracı olarak kullanıldığına inanılıyor.

Kaya boyama, gravürler, kabuk boyama ve oyma en bilinen Aborjin sanat türleridir. Aborjinler binlerce yıldır toprak boyaları kullanarak özellikle vücutlarını ve kayaları boyadılarsa da asıl eserleri, 1930’lardan sonra oluşmaya başladı. Aborjin ressam, Albert Namatjira ilk batı tarzı manzara resimlerini sulu boya tekniği kullanarak yaptı. 1937 yılında, Albert Namatjira’nın ilk resim sergisi, Güney Avusturalya eyaletinin başşehri Adelaide’de sanatseverle buluştu.
1970’lere kadar sulu boya, Aborjin sanatçılar tarafından en tercih edilen teknik oldu. Fakat sonradan, toprak boya yeniden tercih edildi. Sanatçıların, Aborjin hikayelerini ve ritüellerini pano ve tuvale aktarması konusunda teşvik edildi. Böylece uluslararası ün kazanan, Aborjin sanat akımı doğdu. Bu akım, 20. Yüzyılın en heyecan veren modern sanat formu olarak kabul edilir.

Bu akım sayesinde, Avustralyalı Aborjin sanatçılar kendi yaşadıkları bölgeye ve dillere özgü bir sanat formu ve kimlik oluşturdu. Bugün, bir resmin renklerine ve tekniğine bakıp nerede yapıldığına dair bir fikir yürütülebiliyor. Clifford Possum Tjapaltjarri’nin “harita serisi” ve Emily Kame Kngwarreye’nin “Evrenin Oluşumu tablosu” en bilinen Aborjin eserlerdir.
İnsanlık tarihinde, Yöresel Aborjin sanatı, tartışmasız en eski ve varlığını en uzun sürdüren kültürel birikim olmanın haklı gururunu yaşıyor…